| | Yazan | | Mesaj |
| | m.satır | | KEFİLİN BORCU ÖDEMESİ VE İPOTEK ALAĞINI DEVİR ALMASI |
| | Genel Müdürlüğümüz kurumsal web sitesindeki “Ret Kararları” bölümünde Genel |
| 21.02.2011 | | Müdürlüğümüzce 08/07/2010 tarih ve 2010-24 sayı ile onanan ret kararının özet |
| | olarak konusu: İpotek borçlusunun kefili, asıl borçlunun bankaya olan borcunu |
| | ödemiş, alacaklı banka da ipotek alacağını kefile devretmiştir. Genel |
| | Müdürlüğümüzce, Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğünün 1993 yılında |
| | verdiği bir görüşe dayalı olarak; borcun kefil tarafından ödenmesi ile borcun sona |
| | ermiş olduğu, dolayısıyla devre konu bir alacak kalmadığı nedeniyle ipoteğin |
| | devrini uygun görülmemiştir. |
| | Ancak, Yargıtay 19.Hukuk Dairesi 17/03/2005 tarihli kararında; "…Davacı vekili |
| | dava dışı borçlu Metin Özdemir'e ait aracın satışından sonra düzenlenen sıra |
| | cetvelinde, davalının rehin alacaklısı olduğundan bahisle ilk sıraya alındığını, |
| | oysa davalının ilk sıraya alınan takip dosyasının borçlusu iken borcu ödeyerek |
| | alacağı temlik aldığı; ne var ki alacaklı ve borçlu sıfatlarının birleşmesi nedeniyle |
| | borcun ve rehin hakkının sona erdiğini ve rehin hakkının dikkate alınmayacağı |
| | hususunda kesinleşmiş icra mahkemesi kararı bulunduğunu iddia ederek sıra |
| | cetvelinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. |
| | Davalı vekili müvekkilinin asıl borçlunun borcunu ödeyerek alacaklının haklarına |
| | halef olduğunu, bu kapsamda rehin hakkının da temlikname ile kendisine geçtiğini |
| | ileri sürerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. |
| | Mahkemece yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve alınan bilirkişi raporuna |
| | göre, davalının dava dışı borçlu ile birlikte kredi sözleşmesini müşterek borçlu ve |
| | müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı ve dosya borcunu ödemekle yükümlü olduğu; |
| | borcun ödenmesi ile rehnin konusuz kaldığı ve her iki alacaklının haczinin aynı |
| | tarihli olduğu gerekçesi ile davacı alacağıyla davalının 1.711.184.000,-TL. |
| | alacağının hacze iştirak ettirilmesine karar verilmiş; hüküm davalı vekili tarafından |
| | temyiz edilmiştir. |
| | Davalı yan, dava dışı borçlunun akdettiği kredi sözleşmesine müşterek borçlu ve |
| | müteselsil kefil sıfatıyla imza koymuş, girişilen takipte de borcu ödemiştir. |
| | Bir sözleşmeye müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imza koyan kimsenin |
| | hukuki sorumluluğu, borçlu sıfatıyla değil kefil sıfatıyladır. |
| | Borçlar Kanunu'nun 496 ncı maddesine göre, kefil eda ettiği şey nisbetinde |
| | alacaklının haklarında ona halef olur. Somut olayda da borcu ödeyen davalı kefil |
| | Salih, alacaklı bankanın haklarına halef olmuş ve anılan Yasa'nın 499 uncu |
| | maddesi uyarınca dava dışı bankadan alacağı ve alacağa teminat teşkil eden rehni |
| | temlikname ile devralmıştır. |
| | Bu itibarla borcu ödeyen davalı Salih'in borçlu gibi sorumlu olduğu ve alacaklı ve |
| | borçlu sıfatlarının şahsında birleştiği gerekçesiyle alacağın sona erdiği ( BK. |
| | m.116/1 ) ve mevcut olmayan bir borcu temin etmek için gösterilen rehnin konusuz |
| | kaldığı düşüncesiyle oluşturulan kararda isabet yoktur.”Denilmiş ve temyiz |
| | olunan hükmü yukarıdaki nedenlerle bozmuştur. |
| | Yargıtay’ın bu konuda Borçlar Kanununun 496. maddesini esas alarak görüş |
| | oluşturduğu,alacağı devralanın kefil olmasını alacağın devrini engelleyici bir |
| | sebep olarak görmediği karardan anlaşılmaktadır. Elbette bu yöndeki Yargıtay |
| | kararlarının istikrar kazanmış olup,olmadığı da önem arz etmektedir..Mehmet |
| | SATIR / Selçuk Tapu Müdürü |
| | Sayfa 78 of 196 |