Yazan
Mesaj

Ah5524
Sayın reis, sizin bahsettiğiniz konu hakında Hukuk Müşavirliğinin 2008 yılında

yayınladığı bir mütaala var;Konu : Velayet hakkının vekâleten kullanılması
11.09.2009
TASARRUF İŞLEMLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞINA

İlgi : 18/01/2008 tarihli ve 276 sayılı yazıları.

I- Hakkında hukuki görüş sorulan mesele: İlgi yazı ve eklerinden; Fethiye 2.

Noterliği tarafından tanzim edilen ve yaşı küçük Ş.S. ye miras yolu ile intikal eden

bir taşınmazdaki hissenin satışı için velisi tarafından 3. şahsa vekâletname

verildiği; söz konusu vekâletnamenin Fethiye Tapu Sicil Müdürlüğü tarafından

“vekâletnamede yaşı küçük çocuğun bulunması ve satış yetkisi verilmesi

sebebiyle, bu satışın Türk Medenî Kanunu’nun 327. ve 356. maddeleri kapsamında

olmadığının belirtilmemesi” sebebiyle işlemin karşılanmadığı; konunun Türkiye

Noterler Birliği’ne intikal ettiği ve Türkiye Noterler Birliği’nin 10/12/2007 tarihli ve

24866 sayılı yazısı ile Fethiye Tapu Sicil Müdürlüğü’nce yukarıda belirtilen

ibarenin aranılmasının yerinde bulunmadığının belirtildiği; konu ile ilgili

Müşavirliğimiz görüşlerinin istenildiği anlaşılmakla gerekli inceleme

yapılmıştır.,,,,,,,

IV- Değerlendirme:Yukarıda zikredilen hükümlerden de anlaşılacağı üzere, velayet

hakkı, “kural olarak küçüklerin, istisnaî hallerde kısıtlıların bakım ve

korunmalarının sağlanması için, onların şahısları ve malları üzerinde ana babanın

sahip oldukları görev, yetki ve hakların tümüdür şeklinde” tanımlanmaktadır.

Bu tanımdan da anlaşılacağı gibi, velayete hakim olan üç ana prensip vardır.

a) Velayetin kapsamı sınırlıdır.

b) Geniş anlamda velayet, çocuğun şahsı ve mallarının bakımı ve yönetimi ile

çocuğun temsilini içerir.

c) Evlilik devam ettiği sürece, ana ve baba velayet hakkına birlikte sahiptirler.

(OĞUZMAN, Kemal Prof. Dr.-DURAL, Mustafa Prof. Dr; Aile Hukuku, Filiz Kitabevi;

İstanbul 1994; s. 272 vd.)

Velayet kişiye sıkı biçimde bağlıdır; başkalarına devredilmez, mirasçılara da

geçmez(HATEMİ, Hüseyin Prof. Dr-SEROZAN, Rona Prof. Dr; Aile Hukuku; Filiz

Kitabevi; İstanbul, 1993;s.342). Bazı şahsa sıkı sıkıya bağlı hakların niteliği gereği

gerçekten, ne iradî ne de kanunî temsil yoluyla kullanımı mümkün değildir,

bunların bizzat hak sahibi tarafından kullanılması zorunludur. Bu tür şahsa sıkı

sıkıya bağlı haklara, mutlak şahsa bağlı haklar denilmektedir. Nişanlanma,

evlenme, boşanma, ölüme bağlı tasarruf yapma bunlara örnek olarak

verilmektedir.

Velayet hakkı da, şahsa sıkı sıkıya bağlı haklardan olduğu için devredilemez, ancak

özel olarak verilecek yetkilerle velayete ilişkin işlemler vekâlet (temsil) yoluyla

yaptırılabilir. Velayet hakkının kullanılması ve çocuğun şahsen bakımı için temsil

yetkisi verilemeyeceği açıktır. Ancak, velayet hakkının kapsamına çocuğun

mallarının bakımı ve yönetimin de dahil olduğu yukarıda belirtilmiş idi. Veli,

çocuğun mallarının idaresi kapsamında, çocuğun malvarlığına giren bir taşınmazın

satışı kararını aldıktan sonra, bu satışı bizzat yapabileceği gibi, temsilci

vasıtasıyla da yaptırabilir. Burada, önemli olan, bu hakkı kullanma kararının hak

sahibi tarafından verilmesidir. Hak sahibi (veli) tarafından satış yönünde irade

beyanı açıklandıktan sonra (karar verildikten sonra) işlemin icrası için bir temsilci

atanabilir. Ancak, bu hakları kullanmaya karar verme yetkisinin temsilciye

bırakılması mümkün değildir. ......

V- Sonuç ve görüş özeti:Yukarıda açıklanan maddî ve hukukî sebepler

muvacehesinde; velâyeten verilen vekâletnamelerde, satışın M.K. 327. ve 356.

maddeleri kapsamında yapılmadığının belirtilmesi gerektiği, temsil belgesinde

belirtme yok ise, temsilcinin (vekilin) bu yönde bir irade beyanında

Sayfa 42 of 238
Żlk Önceki Sonraki Son