Yazan
Mesaj

gurseldortgoz
ZABIT KAYDI AŞAMASINDA VERİLEN MAHKEME KARARININ KADASTRODAN SONRA

UYGULANMASI
03.06.2011
Zabıt kaydı sırasında mahkemece tapu iptal ve tescil kararı verilmiş ve bu karar o

tarihte kesinleşmiştir. Ancak bu kararın zabıt kaydı üzerinde uygulanması talep

edilmediği için, zabıt kaydına göre kadastro yapılmış ve zabıt maliki adına yapılan

tespit kesinleşerek, tapu siciline tescil edilmiştir. Daha sonra parsel üzerinde her

hangi bir hak tesisi ve tedavül yapılmamıştır.

Şimdi mahkeme kararının kadastro parseli üzerine uygulanması istenmektedir.

Kadastro sırasındaki revizyon kayıtlarından zabıt kaydının uygulandığı kadastro

parseli belirlenmeli ve bu parsele uygulama yapılmalıdır.

Bunun için Kadastro Kanununun 12. maddesinde yer alan on yıllık sürenin

geçmemiş olması lazımdır.

On yıllık süre geçmiş ise ancak kayıt malikinin talep veya muvafakatı ile uygulama

yapılabilir.

Kadastrodan sonra tapu sicili üzerinde tedavül olmuş veya üzerine haklar tesis

edilmiş ise uygulama ancak onların muvafakatı ile yapılabilirdi. Gürsel Öcal

kemalpasakadastro
Sayın müfettişlerim en içten duygularımla selamlarımı sunuyor ve tüm

olumsuzluklara rağmen mesleki konularda bizleri aydınlatmaya devam ettiğiniz
22.06.2011
için teşekkür ediyorum.

Benim sorum; özel mülkiyete yönelik bir taşınmazın orman olarak açılmış olan dava

sonucunda kesinleşen kararın uygulanması ile ilgili.

Karar ekindeki bilirkişi raporunda ormanda kalan alanın nasıl hesaplandığını, OS

noktalarının ve parsel köşe koordinatlarını gösteren bir ölçü krokisi yok. Ormanda

kalan alanın nasıl ve hangi yöntem ile hesaplandığı belli değil. (kroki kayıp değil hiç

tanzim edilmemiş. sadece orman kadastro haritası ve amenajman haritası

örneklerivar) Kararın tek başına kadastral belgelere ve orman dosyasına müracaat

edilmeden paftasına işlenilmesinin teknik açıdan mümkünü yok. Kararda orman

olarak tesciline karar verilen alan kadastro belgeleri ve orman dosyasının bir

arada değerlendirilmesi sonucu sayısal olarak hesaplandığında karar miktarından

daha fazla çıkıyor. Burada davalı gerçek kişi artan yüzölçümü ile hükmün

uygulanmasına muvafakat ediyor.

Kararların uygulanması anayasal bir zorunluluk olduğundan mahkeme

kararındaki belirtilen alanların esas alınarak beyanlar hanesine "parselin sayısal

alanı.... m2 dir" şeklinde belirtme yapılması gerektiğini düşünsem de teknik bir kişi

olarak böyle bir hatalı tescile gönlüm el vermiyor. Acaba sadece davalı

muvafakatı alınarak (çünkü sayısal durum aleyhine) beyannameyi doğru değerler

üzerinden tanzim edebilirmiyiz? Yoksa kesinlikle tavzih kararının alınmasını mı

istemeliyiz? ya da muvafakat ile hükmü uygulayabilecek isek hem davalı hem de

davacı (orman)nın ikisininde mi muvafakatını almamız gerek.

Sayfa 35 of 66
Żlk Önceki Sonraki Son