Yazan
Mesaj

m.satır
KAMU KURUMLARINDA ETİK ve UYGULAMA BÜTÜNLÜĞÜ

27.12.2010
24/12/2010 günü İzmir’de Bölge Müdürlüğümüzün düzenlediği toplantıda, Teftiş

Kurulu Başkanımız sayın Yener KARATAŞ tarafından sunulan, “Etik “ konulu bir

eğitim semineri çalışması yapıldı. Faydalı bilgiler edindik. Sayın Başkanımız

konuyu bilgi ve deneyimleri ile harmanlayarak ve mesleki yaşamdan örneklerle

zenginleştirerek anlattı.

Batı ülkelerinden verilen örnekler çarpıcıydı. Anlatılanlardan, batı ülkelerinde;

yapılan uzun süreli eğitim ve uygulamalarla sadece kamu kurumlarında değil,

toplum bütününde yerleşmiş ve hazmedilmiş bir uygulama bütünlüğü

oluşturulduğunu anladık. Bizde ise, bu davranışlar kamu kurumlarının bir

bölümünden bekleniyordu. Çünkü konu ile ilgili 5176 sayılı Kanunda, bu kanunun

uygulamasından istisna edilen kurumlar vardı.

Müdürlüklerimizde yapılan İşlemlerde yaşananlardan yola çıktığımızda, talep

sahiplerinin sürece tahammülünün oranının istenilen düzeyde olmadığı

söyleyebiliriz. Müracaat sahiplerinin bir bölümü işlerinin en kısa zamanda hatta

mümkünse işinin öne alınarak bitirilmesi gibi etik olmayan davranışlar

gösterebilmektedirler. Bu işi yaptırmanın bir yolu vardır tarzı ile hareket edip,

kurumun yöneticisi üzerinde baskı yaratacağına inandıkları kişiler vasıtasıyla

girişimde bulunabilmektedirler. Müdür o isteğe uygun bir yaklaşım gösterip,

memurdan o kişinin işlemini öncelikle yerine getirmesini istemesi halinde ise,

memurda oluşturulmaya çalışılan etik anlayışın erozyona uğraması kaçınılmazdır.

Tabiî ki kurum dışı kesimleri hizaya sokmak Genel Müdürlüğümüzün görevi

değildir. Bu sadece bir durum tespitidir. Bununla birlikte her kurum hem kendi

hizmetlerini hem de kendi kurumuna karşı müracaat sahibinden beklediği etik

yaklaşımları broşür ve afişlerle anlatırsa, bu konuda da bir bilinç oluşacağını

düşünebiliriz.

Teknik, uzmanlık ve mesleki özellikler taşıyan bir davranış veya uygulamanın

kamunun o konu ile görevlendirilmiş bölümünden, biriminden beklenmesi doğal

bir durumdur. Ama konu etik olunca hem kamu kurumlarının hem de toplumun

bütününün uyup mutabakat sağladığı ve yaşam tarzı haline getirdiği bir ortam

oluşturulması hedeflenmelidir. Çünkü etik olmayan yaklaşımlar karşısında etik

davranışları sürdürebilmenin zorlaşacağı tabiidir.

Konuya Kurumumuz açısından bakarsak, ön inceleme uygulaması, talep konusu

işlemin süreç boyunca karmaşa içinde gitmesi yerine; baştan belirli bir düzen

içinde gitmesinin yolunu açmıştır. Online başvuru ve sms ile bilgilendirme

uygulaması ise sürecin daha ileri adımlarıdır. Ancak online başvuru uygulamasına

emlak müşavirliği yasası çıktıktan, bu konularda bir düzenleme yapıldıktan sonra

başlanmış olsa; uygulanan bu sistem daha başarılı olurdu.

Bazı meseleler vardır ki küçük ve önemsiz gibi gözükür. Onların sürtüşme ve

çatışma yaratıcı özellikleri uygulamada daha iyi anlaşılır. Ön başvuru sistemine

yüzde yüz taraftarız. Ancak konumuz etik olduğu için bu çerçeveden de bakalım.

Örnek: Bizim Müdürlüğümüz Hükümet Konağının son katında ve asansör yok.Yaşlı

kişiler inip çıkmakta çok zorlanıyorlar. Oğlu evrakı getiriyor. Annem yaşlı imzasını

atacağı zaman gelse olur mu diye soruyor. Mevzuata sıkı sıkıya bağlı kalırsanız

bunu kabul etmemeniz gerekiyor. Konuya etik açıdan yaklaşırsanız, yaşlı kişiye

eziyet olmasın diye tabiri caiz ise müracaata yönelik olarak durumu idare

ediyorsunuz.

Ancak böyle yapınca da onun gerçek iradesini öğrenmeden işleme başlamış

oluyorsunuz. Bölge Müdürlüğünde oluşturulan birim “Müşteri Memnuniyeti”ni

ölçmek için kişiyi telefonla arayıp, dairede nasıl karşılandığını ve diğer süreci

soruyor. Müracaat sahibi de müracaatı kendinin yerine oğlunun yaptığını

söylüyor. Bu nedenle kendine sorulacak diğer soruları da cevaplayamıyor. Bu

örneği, müracaat evrakını eşinin getirmesi veya müteahhidin yanında çalışan

personelin müteahhidin satış işleminin evraklarını getirmesi gibi örneklerle

çoğaltabilirsiniz. Bu gibi durumlarda kendi anlayışını usul olarak oluşturmamak ve

Sayfa 133 of 238
Żlk Önceki Sonraki Son